Hoşgeldiniz  

AK PARTİLİ MİROĞLU: YOKSULLAŞTIĞIMI HİSSEDİYORUM!

admin | 26 Ekim 2021 | Tüm Manşetler, Yaşam, Yerel, Yerel Haberler A- A+

AK Parti MKYK Üyesi Orhan Miroğlu, hükümetin ilgili bakanlıklarıyla birlikte yaşanan ekonomik krizin farkında olduğunu ve bundan da büyük bir huzursuzluk duyduğunu söyleyerek, ‘’Ekonomist değilim ancak ülkede yaşananların farkındayım. Ben de milletvekili emekli maaşıyla yaşayan biriyim. Doğrusunu isterseniz ben de yoksullaştığımı hissediyorum. En iyi yaptığım iş yazı yazmaktır. Hatta bu aralar yazı yazsam evin ekonomisine katkıda bulunabilir miyim diye de düşünüyorum’’ dedi.

Pazartesi Söyleşileri’ne bu hafta konuk olan AK Parti Mardin Eski Milletvekili ve AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi Orhan Miroğlu, sanattan siyasete birçok konuda  sorularını yanıtladı.

Sanatçı Ahmet Güneştekin’in Diyarbakır’daki ‘’Hafıza Odası’’ sergisine yönelik sert eleştirilerde bulunan Miroğlu, ‘’Diyarbakır’da yaşananlar tam anlamıyla bir qeşmerlikti’’ dedi.

Çözüm sürecine ilişkin de konuşan Orhan Miroğlu, ‘’Sürecin başarılı olmasını isteyen belki de tek aktör Leyla Zana’ydı ve Leyla Zana’nın bugün siyaset dışı kalmasının sebeplerini Kürt kamuoyu oturup biraz düşünmeli’’ dedi.

Acı, yas ve hafıza çalışmaları hakkında yazdığı kitaplarla da bilinen Miroğlu, Cumartesi Anneleri’ni anlatan ‘’Her Şey Bitti, Ana’ya Söyleyin’’ isimli kitabından sonra şimdi de Diyarbakır Anneleri’ni de anlatan bir kitap yazacağını belirtti. Orhan Miroğlu, yazmak için kendi deyimiyle ‘’cesaret biriktirmekle’’ meşgul olduğunu söyledi.

TÜRKİYE O ESKİ TÜRKİYE DEĞİL ARTIK!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği seçim sürecinde siyasi cinayetler işlenebilir konusu İYİ Parti, DEVA ve Gelecek Partisi tarafından da desteklendi ancak iktidar partisi bu tür söylemlerin asılsız olduğunu dile getirdi.

Buna rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili “resen soruşturma” başlattı. 90’lı yılları bilen ve bizzat yaşayan bir isim olarak siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Böyle bir ihtimal var mı?

Böyle bir ihtimal elbette yok. Çünkü 20 yıldır Türkiye’yi yöneten bir siyasi iktidar var ve bu siyasi iktidarın bilhassa 90’lı yıllardaki devlet içerisinde yer edinmiş birtakım gruplara karşı mücadelesi çok net! Türkiye artık o beyaz Toroslar’la insanların evlerinden alınıp, dağ başlarında infaz edildiği bir ülke değil.

CHP tarafından ortaya atılan ve ona yakın yazarların da bu konuda kaleme aldığı çoğu yazıda, siyasi cinayetler meselesi Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok gibi isimler üzerinden aktarılıyor. Ne hikmetse bu siyasi cinayetlerin listesi Antep’in öte tarafına hiç uzanmıyor. Batman’da öldürülen milletvekili Mehmet Sincar, gazeteci ve yazar Musa Anter, siyasetçi ve aktivist Vedat Aydın’ın öldürülmesi siyasi cinayet değil miydi? Bu arkadaşların aklına neden hiç bu isimler gelmiyor? Benim gibi 90’lı yılları bilen ve yaşayanlar haliyle buradaki samimiyeti sorguluyor. Siyasi cinayetler Türkiye tarihinde elbette kara bir leke ancak bu lekeyle az çok yüzleşebilmiş bu karanlık grupları tasfiye etmiş, hukuka havale etmiş bir siyasi iktidarı da bugün siyasi cinayetler işlenecek argümanıyla itham etmek doğru değil. Bugün çıkıp siyasi cinayetler işlenebilir diyorsanız bunun sebeplerini de açık yüreklilikle izah etmeniz lazım.

BEYAZ TOROS’LARI UNUTMADIK

1990’lı yıllar Doğu ve Güneydoğu’da JİTEM ve faili meçhullerle özdeşleşen ‘beyaz Toros’lar ile anılır. Hiç polise benzemeyen kişilerin, “Polisiz, bizimle Emniyet’e kadar gelmeniz gerekiyor” diyerek beyaz Toros’lara bindirdiği insanlardan bir daha haber alınamadığı hadiseler, faili meçhuller listesine eklendi. Terörle mücadele için kurulan JİTEM, eylemleriyle terörle mücadeleye ciddi zarar verdi.

1991 yılının en önemli olayı, hiç şüphesiz, 6 yıl sürmesi hasebiyle en uzun koalisyon olarak tarihe geçen DYP-SHP koalisyonu oldu. Merkez sağ partiyle merkez sol partinin birleşmesi, Süleyman Demirel ve Erdal İnönü başkanlığında başladı, daha sonra başkanlar değişerek devam etti. Halkın çoğunluğunun oylarıyla kurulan bu birliktelik, normal şartlarda Türkiye’nin en güzel yılları olması gerekirken, en karanlık yıllarının olması tesadüften ibaret olmasa gerek. Çetelerin devlete sızmasının önü bu koalisyonla mı açılmıştı? Herkes birbirine göz yumarken, icracı bakanlıklar pazarlık konusu yapılırken, mafya yolunu mu bulmuştu? Türkiye dibi görmüştü, orası kesin, 1990’lı yıllar Türkiye tarihine atılan kara bir imzaydı.

BEYAZ TOROS’LAR DEVREDE

Hiç polise benzemeyen kişilerin “Polisiz, bizimle Emniyet’e kadar gelmeniz gerekiyor” diyerek beyaz Toros’lara bindirdiği insanlardan bir daha haber alınamadığı hadiseler, çok uzak geçmişten gelmiyor. Varlığı her zaman inkar edilen bir yapı ve bu yapının sebep olduğu eylemler, Türkiye gündeminden hiç düşmeyecek gibi. Jandarma teşkilatı bünyesinde kurulan gizli ordu JİTEM’in hikayesi, esasında bir terörle mücadele hikayesi. Ancak yozlaşma, 90’lar Türkiye’sinin her kademesinde kaçınılmaz. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte NATO üyesi ülkelerdeki Gladio tarzı örgütler açığa çıkartılıp dağıtılırken, Türkiye’nin Özel Harp Dairesi güçlendirildi. Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın yeni temel görevi PKK’yla mücadele oldu.

DEVLETE GÜVENİ SARSTI

JİTEM oluşturulurken Özel Harp Dairesi’nin yapısı örnek alındı. İlk hali olan İstihbarat Grup Komutanlığı’nın kurulmasını (1987) sağlayan isim de Jandarma Kurmay Başkanı Tümgeneral Hulusi Sayın’dı. Daha sonra Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele (JİTEM) olarak adını değiştirdi. JİTEM bir istihbarat örgütü olarak kurulsa da, operasyon yapma yetkisi vardı. Sadece Jandarma Genel Komutanı bu ekiplere hesap sorabilme yetkisine sahipti. JİTEM’in kurulmasıyla birlikte güneydoğuda faili meçhul cinayetler başladı. Terörle mücadele için kurulan JİTEM, eylemleri nedeniyle terörle mücadeleye zarar verdi. Kürtlerin devlete ve silahlı kuvvetlerine olan güvenini sarstı. Kurucu unsurların subaylar olması sebebiyle bölge halkı bu yapıyı orduyla bir tuttu.

HULUSİ SAYIN ‘DEVAMI GELECEK’ NOTLU SUİKASTLAR

91’in karanlık olayları, generallerin suikastında gizliydi. 1991’de peş peşe işlenecek cinayetlerin ilki olan emekli Korgeneral Hulusi Sayın, 30 Ocak 1991 tarihinde Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. Gazeteleri arayan kişi eylemi Dev-Sol adına üstlenirken, Emniyet Genel Müdürü Necati Bilican ise olay yerinde Kürdistan Ulusal Kurtuluş Örgütü’nün bildirisinin bulunduğunu açıkladı. Sayın’ın adı kontrgerilla olarak zikredilen derin devletle anıldığı için, Dev-Sol’un her zaman hedef

 

46 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.