Hoşgeldiniz  

BENİM ÖĞRETMENİM-3

Muharrem BİTEN | 19 Ağustos 2020 | Köşe Yazıları


Muharrem BİTEN
bitenmm@gmail.com

Kırmızı çizgilerin geçerli olması gerektiği konusunda hep flu davrandım. Herkesin bir kırmızı çizgilerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Fakat konu öğretmenim olunca, bu kırmızı çizgileri çizenler ile asıl kendi kişisel kırmızı çizgilerini belirleyen kişinin aynı öğretmen olmadığını düşünüyorum.

Merhametlilerin en merhametlisinden terbiye dersi alan, hayatının tüm emarelerinin onun gösterdiği yolda kurgulayan bu güzel adam benim öğretmenim olarak sürü ile iftiraya, söylenmemiş ve yapmamış ama yaptı denilerek iftiraya uğratılarak adına saçma sapan methiyeler dizilmiş bir kahramandan bahsediyoruz.

Mescidi nebevinin sen kimsin ki Allah sana gönderdi diyen bir toplumda içinde işeyecek kadar cahil bir Bedevi millete gelmiş öğretmene, kendi öz akrabaları tarafından topuklarına kan doluncaya kadar taşlayılan şerefli bir elçiden bahsediyoruz.

Sen eğer, unutursan sakın bu babanın kızına güvenme diyen bir hayatın içinde bir kul bir fert bir baba öğretmenden bahsediyoruz.

Öfkesi olan, kızan, alınganlık gösteren, küsen, küstüğünü belli eden , erkek çocuğu ölürken çıplak ayakları ile koşa koşa kucaklayıp ağlayan , tüm sarayı hurma dalı ve Medine’nin toprağından oluşan bir öğretmenden bahsediyoruz.

Babamın arkadaşı, benim arkadaşım, annemin amcası, kızımın dedesi bir öğretmenin zaafları öncelikleri olması kadar doğal ne olabilirdi ki? …

Diğer saygıdeğer öğretmenlerime baktığımda, birisi ispat istemiş, biri korkmuş ağır iş bana demiş öğretmenlik bari kardeşim de yanımda olsun istemiş, bir başkası görev yerini terketmiş ama hiç biri bu kadar asil halk olamadı.

Öğrenci iken de öğretmen olduktan sonra da hep vakur, samimi tekdüze ve sınıfsal hiçbir özellik arzetmedim doğal hali ile yaşadı.

Yaşamda bazen bir filozof, bazen bir çoban, bazen de bir şey olduğunda veya asıl öğretmenden akıl almadığında isti’şare ile kendi çevresinin bilgeliği ile hareket eden bir toplum önderini tanıyoruz.

Benzersiz bir dünyada karanlığın dibini yaşadığı bir toplumda öğretmendi ve asıl görevini ihmal edecek ise de başına geleceklerden haberdardı.

Öyle bir öğretmen terbiyesinden geçmişti ki benim öğretmenim, benim onun hocasını anlatmaya be dilim, be kalemim ve ne de bu küçük beyin ve hafızam ile algılayabilmek mümkün değildir.

Benim arkadaşım olan öğretmenime onun öğretmeni de arkadaşın değildi. Yakının, yardımcısı da değildi.

Binlercesi gibi belli bir muhite görevli gönderilmiş talebeliği ölünceye kadar devam edecek öğrencilerdi aslında…

Ama bizim için çok önemli öğretmenlerdir ve ben ona mamoste diyordum.

Dış dünyamın güzel insanı, asıl hocam, sahibimin, varlığımın yaratanı , kainatın ve Menat’ın planlayanı hocam ve hocalar hocası , öğretmenler öğretmeni, rehberlerin rehberi sahibim dinasıl hepimizin öğretmeni.

Ben onu anlatamadığım için öğretilerini şerefli bir elçim olan öğretmenim ile devam edecek, şanı yüceyi de ben de o öğretmenimde aynen ben gibi yüceltmek zorundadır.

Sıradan bir insan iken, Allahtan bu kadar sevgi ve muhabbet alan bir öğrenci ve benim hocamı anlatmaya devam edeceğim.

Devamı var…

32 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.