Hoşgeldiniz  

ENFAL!

Muharrem BİTEN | 01 Ağustos 2019 | Köşe Yazıları


Muharrem BİTEN
bitenmm@gmail.com

Hicri 2. Yılında süreyi Enfal adıyla namı ganimet üzere olan zaferin müjdesi olarak hem resul ve hem nebi Muhammed’e tebliğ edildi.

Müslümanların sevinç kaynağıydı ve bu müthiş bir özgüven başarısıydı. Paramparça edilmiş bir halkı yok etmede kullanıldı. Aldatıcı Allaha ait peygamberine tebliğ için verdiği bir görevi iliklerine kadar algı yaparak “aldatıcı sizi Allah’ın adıyla aldatmasın” diyordu ama aldatıcı bizi iliklerimize kadar sömürecekti.

Lanet olası aldatan bayraklarına da Allah büyüktür yazıyor olsa dahi şeytansı planlarla mazlum ve masum Kürt halkı üzerinde dinin etkisini sonuna kadar kullandı.

1988 Kürt’e ölümün çok yakıştığı, dincinin dininin iliklerimize şeytani kazıdığı yıldır. Bu yıl yüzyıllardır tekerrür eden başka melanetlere benzeyen yüzyıllık tekrarına benzer yıkılışın sondan bir önceki soykırım idi.

Ali’nin oğlu Hüseyin’in uğradığı bu zulmün bir benzeri idi Kürt’e reva görülen

Sadece barzan’dan 8000 kişiyi kumlaradır diri binmenin adıdır Enfal…

ÖLÜM GENÇ KIZLARIN BOYNUNDAKİ GERDANLİK GİBİDİR.

Ve

ÖLÜM KÜRTLERE NE GÜZEL DE YAKIŞIR.

Sürgünlerin, mağarada zehirlemelerin, kimyasallarla süslemenin, gece yarısı infazlar, kendi topraklarına davet ettiği dindaşlarından gördüğü muamelenin bir kısmı bu…

Zagrosun dağları Kan kusuyordu ve çocuklar elma kokusuna aşina olmuşlardı.

Lanet olasıca;

Ben seyrediyordum, annem seyrediyordu ve babam seyrediyordu.

Babalar erkek çocuklarını sırtından atıyordu ve yaşlı babalarını sırtlıyordu atamdır diye, anneler kız çocuklarını neslinin devamıdır diye doğurgandır diye barzan dağlarından zagros dağlarından ölümlerden ölümlere koşuyordu. Axxx u ax…

Çocuk; ölümlere üzülmüyorum diyor yeter ki öbür tarafta açlık olmasın diyordu.

Elma kokusu kadar güzel bir şey var miydi?

Düşman aynı dinin sonrası, aynı mezhebin mezhebdaşi idi.

Kan kokuyordu Barzan ve ikiyüzbin şehit…

Hayırdır!  İsrail (!) Mi saldırmıştı yoksa İngiliz (!) mi şeyh Mahmud hafid in direnişi miydi .? Mahabadin yüce şehidi, darağacında seyrediyordu enfali… Molla Mustafa çaresiz şeyh Said, Said e kürdi çaresiz…

Çocuklar kan kırmızı sanırsın 14 ünde cennetlik…

Çocuklar ölümü hiç bu kadar özlememişti.

Ben seyrettim, annem seyretti ve babam seyretti.

Ölüm genç kızların boynundan Kürt çocuklarının boynuna asildi. Ben öldüm, anemi öldü ve babam da…

Açlık ve yüce dağların aşılmaz kabri yürekleri dağlarda arama sadece ege kıyılarına vuran alan bebeğin kimsesizliği devletsizliğidir. Çocuklarımı dağa devlet kuracağım diye çıkarıp dehhak a yem edenlerin kendi sonlarının senin uyanışın ile ilgilidir.

Misafirim ben, bilinmez bir tasallut hükmetmededir. Zagros dağlarının mustazaf çocukları Bağdat denen cehennemin kumlarına gömülürken, ben gördüm annem gördü ve babam gördü.

Elma kokusunu cennetten çok sevip o koku ile cennete giden çocuklarım can verirken ben seyrettim, annem seyretti ve babam…

ÖLÜM DAHA GÜZELDİ. Dersimde kimyasal oldum, carcira meydanında Gazi Muhammed’in yağlı ilmiği, şeyh Abdüsselam Kerkük’ün Musul’un şehidi oldum. Ben o gün ordaydım, annem oradaydı ve babam da.

Bu dinin kahramanı sensin diyor mısırlı yazar fehim şinnavi.

Ümmetin yetimi diye isim koydu. Ne de yakıştı bana ve ben ümmetin yetimi ümmetin mazlumun ve rabbinin mustazafı…

Binüçyüz yıldır ümmetin öncüsü, İslam’ın sancağı oldum. İstanbul da Molla Gorani oldum. Aksemseddin benim, medresetul zehrayi ben kurdum.

Teker teker yok oluşlarına şahit oldum. Alan bebek ölmedi,  ben öldüm yüreğim öldü. En çok bu dine sahip çıkan bir milletin soykırıma engel ismini koydular.

Onlar utanmadı ama yine ben utandım.

46 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.