Hoşgeldiniz  

İLUH’TA İZ BIRAKANLAR-1

SEDAT ERİŞ | 14 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


SEDAT ERİŞ
sedaterisbp@gmail.com

İLUH yeni adıyla BATMAN.

Siirt-Diyarbakır-Mardin-üçgeninde bir ova.

Petrol sözcüğüyle adaş İLUH.

Onlarca yıl öncesinde Güneş başını alıp erken giderdi İLUHTAN.  Ve Güneş erken gelirdi tekrar bu topraklara..

Okuma seviyesi buralarda düşüktü ama arif insanlar İLUHUN pamuğu, tütünü, buğdayı gibi sürekli topraktan fışkırırdı.

Yiğit, mert, delikanlı insanların yaşadığı bir coğrafya erkenden uyanırdı sabaha.

Yiğitliğini, Duruşundan, Mertliğini Hoşgörüsünden, Delikanlılığını Efendiliğinden alırdı burada yaşayan güzel insanlar.

Onlarca yıl öncesinde Batmanda yabancılaşmış kalabalıklar yoktu.

Binlerce insan birbirini tanır ve birbirlerini selamlardı. Dış göçler pek yaşanmazdı İLUHTA.

İLUHTA İZ BIRAKANLAR yazı dizisini yazdıkça yakın bir tarihte ziyaret ettiğim bu toprakların anılarımdaki kent olmadığını hüzünle izlemiştim.

İLUHUN sokaklarında gezerken yıllar öncesi yaşadığım yeri tanımakta zorlanıyordum.

Sizler Güncel Gazetesindeki bu makaleler dizisini okuduğunuz anda Güneş yine başını alıp gidecek İLUHTA.

Ama bugün bu sokaklarda meçhul kalabalıklar var.

Yüzler birbirini tanımıyor, İnsanlar selamlaşmıyor.

Bu şehirde bir şeyler kaybolmuş.

Birbirini kıskanmayan, gönül kapılarını kapatmayan, düşene el uzatan, garibanın imdadına koşan insanlar nereye gittiler?

Güzel insanların nefes aldığı bu yerde kolu kanadı kırık uçamayan kuşlara bu coğrafyanın insanı zarar vermezdi.

Uçan kuşlarda artık İLUH semasına gelmiyor.

Fahrettin ÖZDEMİR-Hıfzullah HAMİDİ- Necat NASIROĞLU-Mustafa RAMANLI gibi değerli isimlerin fani dünyaya elveda demeleri sonrası toplumsal hayatta oluşan boşluk bu makalelerdeki her satırda büyük bir sıkıntı rüzgarı gibi suratımda patlıyor.

Fahrettin ÖZDEMİR-Hıfzullah HAMİDİ- Necat NASIROĞLU-Mustafa RAMANLI gibi değerli insanlarının sayesinde Kültürünü, geleneklerini, örf ve adetlerini taptaze yaşar ve korurdu İLUH

Yerlisi, Siirtlisi, Mardinlisi, Diyarbakırlısı hatta Erzurumlusu yurt bellemişti bu şirin kasabayı. Irk, dil, din ayrımı yapmayan bir Kültür mozaiği idi bu yerler.

Aslında Güneydoğu coğrafyasının ve İLUHUN insanı olarak bizler sözlü kültür toplumuyuz.

İçinde yaşadığımız HIZ ve HAZ çağında bu kültürü nasıl muhafaza ederiz bilemiyorum fakat güzel insanlarımızla ilgili hatıratlar bir şekilde mutlaka belgelenmelidir.

Zira bir toplumun sosyal, siyasal ve kültürel tarihi önemli kimliklerin hatıralarında gizlidir ve gerçek tarih yazılacaksa bu hatıralardan yararlanılmalıdır.

Kentlerle alakalı bilgileri aktaran resmi tarih yazıcılığı bu yüzden çok zayıftır.

Çünkü resmi tarih yazıcılarının işine hatıratlardaki hakikatler gelmez.

Bu yüzden de kentlerin resmi tarihi okunmaz ve sevilmez.

“Eğer tarih boyu biz Batmanlılar olarak her değerimizi yazarak gelecek nesillere aktarsaydık, bu konuda kentimizin çok zengin bir tarihi olurdu.

Bu topraklara dair sözü olanlar, vefası olanlar, Bölgemizi,  Batmanımızı ve insanımızı tanımak isteyenler, her fırsatta güzel değerlerin hatıratlarını okumalıdırlar.

Çünkü İnsanın yaşadığı, doğduğu, doyduğu şehre bir gönül borcu olmalı.

O olmazsa hiç bir şey, sen, ben, biz neyiz ki; hiç birimiz olmayız.

Bırakın gazete, tv ve sosyal medyayı, günlük yaşamımızda bile ortak bir noktamız kalmamış.

Tek tek apayrı dünyalarda, apayrı insanlar olmuşuz..

Biz toplum olarak, millet olarak, kişiler olarak hatta yöneticiler olarak neden ise “yumurta kapıya dayanınca” aklımız başımıza gelir.

Önceden, sonrası için hayal kurarız da, düşünüp plan yapmayız.

İyi insan mutluluk,

Kötü insan tecrübe,

Yanlış insan ders,

Mükemmel insan iz bırakır derler

Yunus Emre, ise şöyle diyor;

“İlim, ilim bilmektir.

İlim kendin bilmektir.

Sen kendin bilmezsen, ilim nice bilmektir.”

Günler, yıllar hayatımızdan akıp giderken; tanıdığımız, tanımadığımız insanlarla, onların toplumsal belleğe işleyen davranışlarını, bu hareket tarzlarının nedenlerle sonuçları üzerinde nasıl bağlar kurup, kendimizi. Kentimizi, nasıl değerlendirdik?

Sadece bir yıl değil, ömür boyu çevremizde yaşayan değerli insanlara karşı ne kadar duyarlı olabildik?

Rutin hayatın içinde yaşarken Gördüğümüz, duyduğumuz, yaşadığımız her türlü farklı ve özel kimlikli insanlar bizi ne ölçüde ne kadar etkiledi?

Özel insanlara ne kadar yakın, ne kadar uzaktık?

Kimlerden neleri, ne kadar öğrenebildik, öğrenirken içtenlikle kendimizi eğitebildik mi, ders alabildik mi?

Başkalarına zarar vermeksizin kendi alanımızı ne kadar daraltıp ne kadar genişletebildik?

Evet, Zordur özel İNSANLARI’ anlamak, davranışlarının nedenine inmek, ruhsal yapısını çözümlemeye çalışmak…

Kişi iç dünyasında nereye kadar geçiş izni verirse, biz o kadarını görürüz.

Devam Edecek…

197 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.