Hoşgeldiniz  

İLUH’TA İZ BIRAKANLAR-2

SEDAT ERİŞ | 15 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


SEDAT ERİŞ
sedaterisbp@gmail.com

Kentlerin ve toplumların Tarihine yön veren, şehirlerin sosyal dokusunu değiştiren, geliştiren zaman içinde bazı hususlarda ezber bozan anlayışlar hep kentlerin içinde yetişen özel kimlikler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kent sosyolojisi ise bu güne kadar hep o özel insanların hatırat, eylem, söylem, davranış ve bakış açılarından meydana gelir.

Güzel insanların hayat öyküleri yazılı birer belge halinde topluma hizmet noktasında birinci elden kaynak haline getirilmelidir.

Çünkü kentlerin Tarihi, sosyal, kültürel iktisadi, antropolojik, folklorik, tipolojik, psikolojik vesaire bütün tahlilleri, ancak bu belgeler üzerinden yapılırsa sağlıklı bir çalışma meydana getirilebilir.

Böylesi bir hizmet ise o kent üzerinde inceleme ve dolayısıyla araştırma yapacaklar için değeri yüksek kaynaklar olacaktır.

Çünkü  “İnsan ve toplum hafızası turşu küpüne benzer.

Turşu yaparken malzemeler tabandan başlayarak yerleştirilir.  Yani ilk öğrendiklerimiz, duyduklarımız küpün dibinde olanlar gibidir. En son öğrendiklerimiz ise küpün üstündekiler gibidir. Turşuyu tüketirken en üstten başladığımız gibi unuturken de unutmaya en sondan başlarız.

Haliyle en son öğrendiklerimizi en önce unuturuz. Bu husus geriye doğru yavaş yavaş devam eder. Atalarımızın dediği gibi hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür”.

Şu unutulmasın;

Bir kentin değeri tarihi ve kültürel hazinelerine verdiği önem ve onları titizlikle korumak ve yaşatmakla ölçüldüğü kadar o kente hizmet eden insan hazinelerine verdiği vefa duygusu ile ölçülür.

Günümüzde insani değerleri yaşatan ve onları yaşamlarının her döneminde unutmayan insan hazineleri o kentin tanınmasında çok önemli roller üstlenmektedir.

Bir Kentin sahip olduğu insan hazinelerinin yaşadığı yerleri görmek, onların yaşarken soluduğu havayı koklamak, onların ortamlarında bulunmak, yaşadıkları acıları, hüzünleri, sevinçleri hissetmek çok önemlidir.

Kent Tarihçilerin kaydetmedikleri bazı şahsiyetler vefat ettikten sonra bile, sevdiklerinin yüreğinde unutulmaz güzelliklerle dolu hatıralar bırakır. Hemen belirteyim ki “Şehirler, içinde yaşayan insanlarla güzelleşir” Şehirlerin, kentin güzelliğinin yanı sıra acı-tatlı hikâyeleriyle birlikte yaşamış ve yaşı kemale ermiş şahsiyetleriyle varlık bulmaktadır.

Evet, “Şehirler biraz da insan hikâyeleridir.

Eğer insana dair hikâyeler, şehrin mekânlarıyla buluşamamışsa, o kenti kaba ve fiziki imkânlarıyla anmak veya anlatmak fazla bir anlam ifade etmez. Çünkü kentler, içinde yaşayan güzel insanlar ile hayat bularak güzelleşir.

Hayatımızda tanıdığımız tüm insanları hatırlayabiliyor muyuz? Sanmıyorum.

Tabi ki bizi çok etkileyen, asla unutmadığımız ve unutamayacağımız insanlar olmuştur. Ancak, yaşama telaşı, geçim, gelecek endişesi derken hayatımızdan gelip geçen çoğu insana yeterince bakmayız, onlara zaman ayırmayız.

Şu bir gerçektir ki İnsan yaşamında anıların, hayallerin büyük rolü var.

Çoğu zaman anılar hayatımızı yönlendiriyor.

Anıların bıraktığı izler, olaylara ya da kişilere bakış açımızı etkiliyor

Anılarla yol alıyor insan.

Bir süre sonra hatıraların ağırlığı hayatın yükü ile daha çok biniyor omuzlara.

İnsan, düşünmek için hafızasına yol açtığı zaman ne çok şey hatırlıyor. Bellekte gizlenmiş yüzlerce anı yüzeye çıkmak için, sabırsızlanıyor.

Dünle bugün arasında kıyaslamalar yaptıkça geçmişin anılar denizinde uzun bir yolculuğa çıkıyoruz.

Deniz bazen dalgalı, bazen sakin olsa da beyin jimnastiği sağlayan bu yolculuk iyi geliyor

Günler, aylar, yıllar inanılmaz bir hızla birbirini takip ediyor. Saatin akrebiyle yelkovanını yavaşlatma gücümüz yok.

Evet, “Hayat ışık hızında akıyor. Hayatın akışında çok şeyin peşinde koşuyoruz. Bu hızlı devinim sırasında, bugün yanımızda olanlar yarın birden bire ortadan kaybolabiliyorlar.

Yaşamımızı sürdürmek çok önemli ama peşinden koşmamız gerekenler her zaman bunlar değil belki de.

Bu koşuşturma sırasında özel hayatımız, sevdiklerimiz, ailemiz öncelik sırasını kaybediyor bazen… Ve geriye neler kaldı düşünüyor insan.

Anılar, eşyalar ve belki de kokular… O yüzden yaşadığı dünyaya bir İZ bırakmalı insan.

İnsan nasıl iz bırakır sorusuna yıllarca cevap aradım ve sanırım kendimce bir yol, yöntem buldum.

Evet insan ancak HATIRALARLA İZ BIRAKABİLİR.

Bu nedenle Şu fani dünyada ve kısa Yaşamda “iz” bırakmak kolay bir iş değil.

Bizler kısır bir döngü içinde yaşarken “Ya İz bırakırız ya da öldükten sonra bir HİÇ ”

Şirazi bir beyitinde şöyle der;

“Dün altımda olan çimenler

Bugün üstümde yeşerdi

Ey yolcu! Anla ki bu toprak

Günahlardan başka her şeyi örtüyor”

İz bırakmak…

Kalmak…

Zamanın tozları tarafından örtülmemek.

Yahut mümkün mertebe daha geç örtülmek

Pek az insan iz bırakmanın meşakkatine katlanmayı göze alır.

Bazı değerlerimiz insan olmak yerine iyi bir insan olarak adını gönüllere yazdırdı.

Ne mutlu ki, Batmanımızın böylesine onurlu ve hayatlarını şehirlerin hikâyeleri ile buluşturan onursal şahsiyetleri var”

Devam Edecek…

245 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.