Hoşgeldiniz  

İLUH’TA İZ BIRAKANLAR-6

SEDAT ERİŞ | 23 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


SEDAT ERİŞ
sedaterisbp@gmail.com

FAHRETTİN ÖZDEMİR

Dünden Devam….

Faris ÖZDEMİR ile başlayan yol arkadaşlığı, can dostluğuna dönüşmüştü. O süreçte Faris ve merhum Ferit ağabeyle olan bu tesadüfi tanışmanın bu aşamaya geldiğini Fahrettin Amca duymuşmuydu, benim onun dostunun oğlu olduğunu biliyormuydu? Bu soruların cevaplarını çok uzun süre sonra dolaylı olarak duydum.

Siyasete giren Faris Ağabey Batmanda pek durmuyordu . Ferit Ağabeyde Faris dostumu yalnız bırakmamak adına sık sık Ankaraya gidiyordu. Tam bu zaman dilimlerinde ben Fahrettin Amcayla yeni ve sağlam bir diyaloğ geliştirmiştim.      Sık sık görüşüyor, çoğu zaman Fahrettin Amca beni yemeğe çağırıyordu.

Fahrettin Amca aslında çok konuşmayı sevmezdi. Sözleri kısa, öz ve netti. Daha çok bana soru sorar verdiğim cevapları dikkatle dinler, samimi, açık ve sağlam analizlerimi sanıyorum bir yerlere hep kayıt ederdi.

Ben vefatına kadar Fahrettin Amcayı ACILARIN İNSANI olarak niteledim. O kadar yoğun acılar yaşayan bir insan hala ne kadar dik ve sağlam durabiliyor sorularıma birtürlü yanıt alamıyordum. Evet,  kaç kardeşini, oğlunu, yeğenini karatoprağa veren bu güzel insan bu denli acılara nasıl katlanabiliyordu?

Fahrettin Amcanın ve dolayısıyla ÖZDEMİR Ailesinin tüm acılarına birebir tanık olmuş, onlarla bu hüzünlü anları yaşamıştım.Çünkü Benim hayatıma giren ve üç F  harfiyle (FAHRETTİN-FERİT-FARİS)-isimleriyle öylebir özdeşleşmiştim ki adeta aileden biri gibi olmuştum. ÖZDEMİR ailesinin her ferdini hatta torunlara varana kadar tüm aile silsilesini tanıdım, çoğuyla güzel bir ilişki kurabildim.

Fahrettin Amcanın tüm kardeşlerini yakından tanımanın ağır sorumluluk duygusunu yaşanmışlıklarla, acı ve hüzünle deneyimledim. Zira Fahrettin Amcanın her biri diğerinden güzel, değerli ve adam gibi adam olan kardeşleri teker teker karatoprağa düştü.  Sonra yeğenler ve nice yakınların acılı ölümlerine Fahrettin Amcayla birlikte tanıklık ettim.Özellikle Mehmet Amcanın naaşının toprağa verildiğinde Fahrettin Amcanın adeta tunç misali duruşunun altındaki duygusal depremlerini hissetmiştim.Fahrettin Amcayla o kadar yoğun anılarım var ki hangisine el atıp yazmaya kalktığımda unuttuğum başka bir anı bilinç altımdan fırlayarak –Benide unutma diyor.Fahrettin Amcayla olan yoğun konuşmaları, anıları yazmaya kalksam yüzlerce sayfalık bir kitap olacak ki bu gazete sayfaları böylesine çaplı bir öyküyü kaldıracak boyutta değil. Fahrettin Amcayı Batmanlı ne kadar tanıdı* Tanıyabildi? Ben bu soruya hep şüpheli bakmıştım. Zira tatil için gittiğim İzmirde merhum babama Fahrettin Amcanın nasıl Batman ve civar bölge illerinde nam yaptığını , bu ismi nasıl zirvelere taşıdığını sorardım.

Bu sorularımın yoğunlaşmasının nedeni toplusal algıyı ve özellikle Doğu insanlarının düşünce sistematikliğinin boyutlarını iyi bilmemdi.

Çünkü güneydoğuda zengin oalbilirsiniz, Güneydoğuda geniş bir aileniz, etrafınız olabilir ama bölgede NAM elde etmek öyle kolay bir şey değil.

Güneydoğu coğrafyasının sert, haşin yapısı insanlarının psikolojisini derinden etkilemişti. Bölgede bir isim sahibi olmak, o ismin ağırlığını yıllarca istikrarlı sürdürmek zor, çok zordur.

Merhum babamdan duyduğum şehir efsanelerinden Fahrettin Amcanın bu ünü boşuna ve kolayca elde etmediğini zaten anlıyordum ama bende bunlara kendi zihin ve gönül dünyamda tanıklık ediyordum.

Fahrettin Amcayla geçen yıllar su misali akıp gidiyordu.

Türkiyede, Bölgede ve Batmanda çok önemli değişimler yaşanıyordu.

Ak Partili yıllar başlamıştı.

Fahrettin Amca ilkeli, duruşu olan bir insandı.  Asla partisini son ana kadar bırakmadı.  Siyasette zaferi de, yenilgiyi de çok yaşamış bir insan olarak her iki koşulda  adam gibi durmayı bilmişti.

Yıllar sonra siyasette iken merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin merhum Fahrettin Amcaya duyduğu saygıyı, güveni ve itimatı Demirelin yakın etrafından bizzat duymuştum ama bu duyumumu Fahrettin Amcaya söyleyemedim, zira o kendinin ne olduğunu ve Demirelde yarattığı güven duygusunu çok iyi biliyordu.

Fahrettin Amcayla unutamadığım, hala her anını hissederk yaşadığım bir olay vardır. 2005 yılları sonrasında ben aktif  Bürokrasiye geçmiştim. Sanırım 2006 yılıydı. Çalışma ve Sosyal güvenlik Bakanlığındaki odamda otururken güvenlik birimi bir misafirimin olduğunu ve aşağıda beklendiğimi söyledi. O yıllarda Bakanlığa pek gelen gidenim olmazdı. Şaşırdım. Bakanlığın bahçesinin önünde bir araç vardı. Güvenlik birimleri aracı işaret edince arabaya doğru yürüdüm. O anda şöfor mahalli kısmında oturan Fahrettin Amcayı gördüm. Çok şaşırmıştım. Zira o benim ne zaman bürokrasiye geçtiğimi, nerde çalıştığımı dahi bilmiyordu.

Kapıyı açtım, elini öptüm. Gözlerinde hafif bir nem vardı. Duygulanmıştı. Gurbet beni Ankaraya savurmuştu. Hal hatırımı sordu.  Babamı sorunca sessizleştim.        — Kaybettim diyebildim titrek bir sesle. O anda iki damla yaşın Fahrettin Amcanın yanaklarından süzüldüğünü farkettim. Çok duygusal bir hava nefesleri kesecek gibiydi. Ne kadar bir an geçti hala hatırlamakta güçlük çekerim. İzin isteyip indim.   Araba uzaklaşınca Fahrettin Amcanın arkasından öyle bakakaldım. O vefalı dost o yaşına rağmen beni aramış, bulmuş ve ziyaretime gelmişti. Bu vefaydı. Bu hatıralara verilen önemdi. Vefasızlaşan eski arkadaşlıklara rağmen Fahrettin amca dostluğa, maziye bu kadar değer verebiliyordu. Arabanın gözden kaybolduğu anda;

— AH ESKİ İNSANLAR! NE KADARDA GÜZELDİNİZ sözcükleri dudaklarımdan zamanın boşluğuna düştü.

Devam Edecek….

109 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.