Hoşgeldiniz  

İLUH’TA İZ BIRAKANLAR-7

SEDAT ERİŞ | 28 Haziran 2020 | Köşe Yazıları


SEDAT ERİŞ
sedaterisbp@gmail.com

ŞEYH HIFZULLAH HAMİDİ

Şeyh Hıfzullah Hamidiyle ilk tanışmam Siirt teki 1980 yılları sonrasına rastlar.

O yıllarda Siirt eki bir arkadaşım Batmana gidiyordu. Bende bir –Baba dostu görmek için senle geleyim, dedim. Birlikte yola çıktık. Arkadaşım Batmanı çok iyi tanıyordu. Şeyh Hıfzullah Hamidiyi aradığımı duyunca –ben onun oturduğu evi biliyorum seni oraya götüreyim işin bitince merkezdeki şu pastane de buluşuruz deyince bayağı rahatlamıştım. Zira Batmana sık gelmez dolayısıyla burayı çok iyi tanımazdım o yıllarda.

Batmana geldiğimizde Arkadaşım beni demir kapılı bir binanın önünde indirdi. Saat 11 sularıydı. Demir kapıyı hafifçe araladım. Çok geniş bir avlu karşımdaydı. Avluda ise 5-6 sandalyeye oturmuş insanlar vardı. Ortada oturan beyefendiye doğru birkaç adım attım. Avludaki insanların bakışları bana yönelmişti.—Ben Şeyh Hıfzullah Hamidiyi arıyordum, dedim. Ortada oturan son derece şık giyimli kişi

–Söyle oğlum Benim Hıfzullah Hamidi. Şaşırmıştım. Şeyh deyince sakallı, sarıklı yaşlı bir kimlik hep bilinçaltımda oluşmuştu. Biran ne diyeceğimi bilemedim.

Son derece zeki, dikkatli ve insan sarrafı olan Hıfzullah Hamidi bana doğru, eğilip gülümseyerek –hele gel otur dedi. Karşısındaki sandalyeye oturdum. Şeyh amca güzel, yumuşak bir ses tonuyla

-Şaşırdın değil mi Beni ALLAH bilir nasıl biri olarak düşündün. Utanmıştım.

Evet ŞEYH Hıfzullah Hamidinin dediği gibi çok farklı bir fotoğraf hayal etmiştim.

–Sen kimsin, kimlerdensin, niye beni arıyorsun. Onun bu hoş ve insanı rahatlatan tavrı bende inanılmaz güzel hisler uyandırdı.

Merhum babamın adını söyledim. Onun selamını size getirdim diye devam ettim. Çok mutlu olmuştu. Babam, ailem ve işimle alakalı çok soru sordu. Bana karşı son derece ilgili ve şefkatli tavrından dolayı bende açık yüreklilikle her sorusuna cevap veriyordum. Bir saatten fazla yanında oturdum. İzin isteyip kalkmak istediğimde ısrarla yemeğe kalmamı söyledi.

Arkadaşımın beni beklediğini, Siirt’e geri döneceğimi söyleyip şeyh Hıfzullah Hamidinin yanından ayrıldım. Yol boyunca onun babacan tavırlarını düşünüyordum.

Sanırım 1985 yılları sonuydu. İş yerimi Batmana taşımıştım. O senelerde Siirt Milli Eğitimi ile ilgili ciddi sorunlar yaşıyordum. Dönemin Milli Eğitim Müdürü insani değerlerini yitirmiş, bölgeye ve bölgedeki insanlara yönelik çok olumsuz tavırlar sergiliyor, özellikle Batmana karşı çok önyargılı bakıyordu.

İşyerimin bir ruhsat işi vardı ve Milli Eğitim Müdürü ile yeni bir çatışma hali yaşamak istemiyordum. O senelerde Özal Hamidi ailesini partisine transfer etmek istediğini duymuştum. Dönemin başarılı belediye başkanı Atalluh Hamidi civar illerde haklı bir şöhret elde etmişti..

Siirt teki işimi Şeyh Hıfzullah Hamidi yardımıyla çözmek aklıma geldi. Şeyh amcanın yanına gittim. Kendisine durumu anlattım. Tabi ki yardım edelim. Milli Eğitim Müdürüne Şeyh Hıfzullah Hamidinin selamını getirdim, de. İşini çözer. Bir aksilik olursa bana mutlaka gel.

Elini öptüm Siirt e doğru yola çıktım. Öğleden sonra mesaiyi bekledim. Milli Eğitim Müdürünün odasına girdim. Elimde müracaat dilekçem vardı. İşimde öyle aman aman bir iş değildi. Sadece rutin bir bürokratik izin işiydi.

Ne istiyorsun sert cevabıyla,—Şeyh Hıfzullah Hamidi  Beyin selamını getirdim. Bu evrakımı bir an önce Batman Kaymakamlığına vermek için izin parafınız gerekiyor dedim.

Dilekçemi aldı. Koltuğunun arkasına ukala ukala oturuşu ve tepeden inme bakışları hala gözümden gitmez.

Evrakı, bir iki çevirdi ve suratıma fırlatarak;

-Senin şeyhin değil Bakan gelse ben bu evrakı imzalamam. Çık dışarı.

Bozulmanın ötesi duyguların içindeydim. Sekreteri dahi Müdürün bu bağrışını ve zulmünü duymuş ve çok üzülmüştü.

Dışarıya çıktım. Zalime ve zulme karşı çaresizliğin öfkesiyle merdivenlerden inerken ne yapacağımı bilemiyordum. Batmana dönecektim. Otobüs terminaline doğru ilerlerken sağ tarafımda Siirt ANAP il binasını gördüm. Uzaktan tanıdığım il Başkanı birkaç kişiyle oturuyordu.

Hışımla içeri daldım. Bakın ben bir vatandaşım ve Batmandan geliyorum. Millete hizmet için oturttuğunuz Milli Eğitim Müdürü insana hem hakaret ediyor hem işi yokuşa sürüyor.

Dönemin ANAP il başkanı duyarsız, lakayt bir ses tonuyla —ya biz bir şey yapamayız. Biz bürokratlara söz geçiremiyoruz, deyince Alaysı bir gülümsemeyle– –Öylemi dedim ve il başkanlığı binasından çıktım. Aklınca kendini çok zeki sanan bu adam bana işin ne olduğunu, nasıl hakaret etti sorusunu bile sormaktan aciz bir kişiydi.

Devam Edecek….

164 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2017 Batman Güncel Gazetesi Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.